Her gün
yaptığımız eylemlerimizin çoğu alışkanlıklarımız üzerine kuruludur: Sabah
hazırlanırken izlediğiniz sıra, işe ve ya okula giderken kullandığınız yol ve
eve dönerken uğradığınız aynı market gibi.
Alışkanlıklar
hayata temeli/yapasını verirler. Süreğenlik ve dayanıklılık kazandırırlar.
Böylece bizler de daha önemli işlerimize yoğunlaşabiliriz. Ama eğer kendimize
zarar verici şeyleri otomatik pilotla, biz üzerine fazla düşünmeden yapmaya
başlarsak, o zaman o alışkanlıktan kurtulmanın vakti gelmiş çatmış
demektir.
Ancak
alışkanlıklarımızdan kurtulmak pek de kolay değildir ve bunun nörobilimsel bir
nedeni de vardır. Araştırmalara göre bir şeyi ne kadar tekrarlarsak o
tekrarlayacı davranışı sağlayan nöronlar arası bağlantılar o kadar güçleniyor.
Kötü bir
alışkanlığınızdan kurtulmakta zorlanıyorsanız, beyin kablolalarınızın
yapılanması değiştirmeye çalışıyorsunuz demektir. Ama beyniniz kritik düşünme
veya bilinçli karar verme gibi etkinliklerden çok, daha az mental efor
sarfettiren alışkanlık geliştirmeye daha yaktındır. Dolayısıyla değişim
olayına, kolaydan zora geçmeye direniyor.
Sizi bekleyen
iyi bir haber var. Davranış oluşumunu destekleyen psikolojik kavramları
anlayarak işinizi çok daha kolaylaştırabilirsiniz. İyi bir alışkanlık edinmeyi
ya da kötüsünden kurtulmayı amaçlamanız fark etmeksizin, bu bilgilere sahip
olmak uzun vadede davranışlarınızı değiştirmenize çok yardımcı olacaktır.
Bilişsel Çelişki
Çoğu insan
kendi kötü alışkanlırını bilir ancak bu bilgi onları bir sigara daha içmekten
veya yapılması gereken zaman alıcı bir işi son güne bırakmasını engellemez.
İnançlarla devam eden davranışlar arasındaki bu çatışma için kullanılan için
psikolojik terim, bilişsel çelişkidir.
Çoğu insan için
kötü bir alışkanlığı devam ettirmenin nedeni o alışkanlığın zararlarını
bilmediğinden değil daha çok bu bilgiye alışkanlıklarının getirdiği ya da
getirdiğini düşündüğü (sigaranın stresi azaltması ya da erteleme yapılarak
oluşturulan boş zaman gibi) faydalara odaklanarak karşı koyarlar. Burda neden
getirdiğini düşündüğü dediğimi kısaca açıklamak isterim. Aslında insanların
alışkanlıklarının onlara sağladığı faydalarla ne kadar çok yanıldıkları üzerine
ayrı yazı bile yazılabilir ancak şimdilik sigara örneğine bakalım. Aslında çoğu
insanın sigara hakkında bilmediği şey sigara içince gelen rahatlama ya da
gerginliğin azalması durumunu sigaranın kendisi yaratmasıdır. Yani hiç sigara
içilmezse böylesine bir ihtiyacın olmayacağıdır. Sigara bağımlısı insanlar
devamlı kanlarındaki nikotin miktarını belli aralıklarla artırarak belli
seviyede tutma davranışları ne kadar sigara içerse içsinler elde edemeyecekleri
sigara içmeyen insanın duygudurumuna yaklaşma ihtiyacındandır. Dolayısıyla bu
sigara bağımlısı insanların kendilerine söyledikleri bu fayda aslında yoktur.
Konumuzu çok dağıtmadan yukarda yazdığım gibi birşeyin zararlı olduğunu bilerek
ancak devam etmek için nedenler yaratma çabası tipik bir bilişsel çelişkidir.
Beynizi bu
çıkmazdan çıkarmak için davranışlarınızı inançlarınız ile denge haline
sokma yollunu bulmanız gerekir. Bu konuda size yardımcı olabilecek bir taktik
devam eden alışkanlıklarınız üzerine kar-zarar tarzında bir analiz yapmanızdır.
Bu tür bir analiz gerçekleri kullanarak sizin bu alışkanlığa bağlı kalmanız
yanlış yönlendirilmiş nedenselleştirmenizi yenmenizi sağlayacaktır. Evet bu
akşam dışarda yemeğe gidip yapmanız gereken işi ertelemeniz daha eğlenceli
olacaktır ancak bunu daha önce de yaptınız nerdeyse bu işleri unutmanız
ya da yetiştirememizle sonuçlandı.
Eğer bir
dürtüye karşı koymaktaki yetersizliğinizi sizi sinirlendiryorsa ve bu neden
benim için zor olduğunu bilmek istiyorum diyorsanız bu taktik neden bu kadar
zorlanıdığınız konusunda sizi aydınlatabilir. Bu sadece kendinize karşı
acımazca dürüst olmakla alakalı.
Otomasite
Yapılan
çalışmalara göre tüm alışkanlıkları bir otamasite spektrumu içerisinde
varolmaktadır yani beynin beynin bir davranışı düşünmeden tamamlayabilmesi. Bu
yüzden araba sürerken konuşmamuza devam edebiliriz.
Bir davranış hakkında
analiz yaptığınız ve bu konu hakkında karar verdiğinizde bu davranış bir
alışkanlık değildir. Bir şeyi çok fazla sayıda yaptığımızda artık otopilota
bırakıyoruz. Bir davranış alışkanlığa dönüşümünde nerdeyse her zaman bir
tetikleyicisi olur. Tetikleyiciyi bulmak sonuç olan davranıştan
kaçınmanın ilk adımıdır. Örnek olarak akşam yemeği yediğiniz tabağınızı
lavaboya bırakmak sizin için dondurma yemek için buzdolabına yönlenmenizi
tetikliyorsa onun yerine bir bardak su içmeyi deniyebilirsiniz. Tabiki akşam
yemeği sonrası dondurma alışkanlığınızı zararlı buluyorsanız. :)
Yeni ve daha
iyi alışkanlıklar yaratma çabasındaysanız otomasite sizin hedefiniz olmalı ve
bunu yavaşça yapmalısınız. BG Fogg'un yazarı olduğu "Tiny Habits" adlı kitabında ana temalarında biri olduğu
üzere beyininiz bir şeyleri yavaşça değiştirdiğinizde en iyi alışabilmektedir.
Bunu pratiğe
dökebilmek için ilk olarak bir tetikleyici belirlemelisiniz. Eğer dişlerinizi
diş ipi kullanarak temizleme alışkanlığı kazanmak istiyorsanız diş fırçalama
işleminden sonra sadece bir dişinizi diş ipi ile temizleyin. Burdaki ana
nokta tamamen yapılabilir bir şeyle başlamaktadır. Eğer diş ipi temizliği
yapmak istemezseniz bile bir diş sadece bir saniyenizi alır. Bu şekilde devam
ederseniz eğer en sonunda kendizi zorlamadan bütün ağzınızın gerekli
temizliğini yapma alışkanlığı edinirsiniz.
Eğer bu
tetikleyici ve yavaşça alışkanlık haline getireceğiniz davranış güzel
planlarsanız hemencecik hayatınız bir parçası haline getirebilirsiniz. Çöpü
zamanında atmadağınızı varsayalım bu bir irade meselesi değildir bu bir plan
promlemidir. Canınızı sıkmayın ve tekrar planlayın.
Duygusal Düzenleme
Birçok
alışkanlık oluşumu duygulara bağlıdır, yani insanlar kendileri duygularına
karşı belli davranışlarla karşılık vermeye şartlar. Cebinizdeki telefon
titreştiğinde sizin ani oluşan duygunuz meraktır ve düşünmeden kimin size
yazdığını görmek için eliniz telefona gider. Eğer kullanıyorsanuz stresli bir
durum sizi sigara veya alkole yönlendirebilir.
Duygusal yanıt
değiştirmesi zordur ancak duyguları düzenlemek diğer tarz alışkalıkları
oluşturmak gibidir ve yapılabilir. Başlangıç için istenen sonuca odaklanmalı
sizi oraya götürücek bir duygu seçmelisiniz.
Örneğin
sabahları kalkıp ayağınız yere basınca kendizine bugün güzel bir gün olacak
diyebilirsiniz. Bunun içinde bir alışkanlık var ve çoğumuzun sabah kalkınca
alarmdan ve gün boyu yapılacak işlerden gerilmiş olmamıza karşı
geliştirebiliriz. Böylece duygularımızı mutluluk ve iyimserliğe
meylettirebiliriz.
Aynı zamanda
hali hazırda belli davranışlar hakkında olan hislerinizi daha sağlıklı rutinler
için yapılandırabiliriz. İnsanlar pozitif ve sağlıklı alışkanlıklar
edinmenin hoşlarına gitmeyen şeyleri yapmak zorunda olacakları için mümkün
olmadığını düşünüyor. Ancak bir alışkanlığı eğer zevk alıyorsanız daha iyi ve
hızlı inşa edersiniz. Spor yapma alışkanlığı edinmek istiyor ancak kondisyon
bisikletinden nefret ediyorsanız bu sizin yarım saat boyunca bisiklet üzerinde
kıvranmanızı gerektirmez. Sevdiğiniz bir egzersiz biçimini seçmek spor
davranışınızın alışkanlık haline gelmesine daha yardımcı olacaktır.